Bugün, 9 Temmuz 2021’de, madencilerin gasp edilen haklarını almak için gittikleri Ankara’dan dönüş yolunda geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybeden Bağımsız Maden-İş önderleri Tahir Çetin ile Ali Faik İnter’in ölümlerinin beşinci yıl dönümü. Bağımsız Maden-İş bugün onları Soma’da anma çağrısı yapmıştı. Aşağıda, Ulaş Sevinç’in Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal adına Bağımsız Maden-İş’e ilettiği anma konuşması yer alıyor.

Madenci yoldaşlar, dostlar,
Bundan beş yıl önce, 9 Temmuz 2021’de, Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin ile direnişçi madenci Ali Faik İnter’i, madencilerin gasp edilen haklarını almak için gittikleri Ankara’dan dönüş yolunda, mücadele yolunda kaybettik. Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal olarak, bu iki işçi önderini saygıyla anıyoruz.
Tahir Çetin kırk üç yaşındaydı; 2004’te madene inmişti. Ali Faik İnter yirmi altı yaşındaydı; Ege Linyit’e bağlı bir ocakta iş makinesi operatörüydü. Babasını 2002’de, henüz çocukken, bir iş cinayetinde kaybetmişti.
Onlar 2014’teki Soma madenci katliamına, bu katliamın arkasındaki sermaye, hükümet ve işbirlikçi sendika güçlerine verdikleri cesur tepkiyle önder oldular. 301 madencinin katledildiği o felaket, havzadaki işçiler için bir kırılma noktasıydı. Sevgili kardeşi Öncü Çetin’in belirttiği üzere Tahir Çetin, o noktada mücadeleye girmişti. Enerji bakanının karşısına dikilip “Bizi bu maskelerle öldürdünüz” diyen oydu. Yüz yirmi madenci kazmalarıyla ocağın önüne dizildiği için işten çıkarılamayan da oydu.
Tahir Çetin’in mücadelesi yalnızca patrona karşı değildi. O, kendi ifadesiyle “patron sendikalarına” karşı da başkaldırdı. Türk-İş ve şirket “seni başkan yaparız” diye teklif getirdiğinde, “arkadaşlarımı satmayacağım” diyerek reddetmişti. Zamanla DİSK’in de diğerlerinden farklı olmadığını gördü. Bağımsız Maden-İş’i buradaki yoldaşlarıyla, 2018’de, bu sendika bürokrasisine karşı, taban komitesi ve konsey anlayışıyla kurdular. Bu, Türkiye işçi sınıfının en ileri kesimlerinin, onlarca yıldır işçileri sermaye düzenine ve devlete bağlayan sendika aygıtından bağımsız, kendi denetiminde örgütler kurma ve mücadele etme yöneliminin bir ifadesidir.
Tahir ve Ali Faik, Uyar Madencilik’te 888 işçinin gasp edilen ölüm, iş kazası ve tazminat haklarının peşinde, defalarca Ankara’ya yürüdüler. Başkente sokulmadılar; günlerce yol kenarlarında, mola tesislerinde bekletildiler. Haklarını vermeyen ve onları yollarda perişan etmeye çalışan hükümet ve şirket, dönüş yolundaki o “kaza”nın da sorumluluğunu taşmaktadır.
Onların ve bugün Bağımsız Maden-İş’in Polyak’ta, Doruk Madencilik’te ve Özşen Madencilik’te mücadele ettiği güç, şirketleriyle, hükümetiyle ve sendika bürokrasisi ile kapitalist kâr sisteminin ta kendisidir. Türkiye’deki diğer sektörlerde olduğu gibi dünyanın dört bir yanında da işçi sınıfının tabandan benzer mücadeleleri gelişiyor. Bu, ulusal sınırların ötesinde, uluslararası bir mücadeledir. Marx ve Engels, bundan yaklaşık 180 yıl önce, “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” çağrısı yaparken, bunu bir temenni olarak değil, sosyal kurtuluşun tek yolu olarak ifade etmişlerdi: herkesin insanca yaşayacağı, sömürüden, iş cinayetlerinden, yoksulluktan, baskıdan ve savaşlardan arınmış bir dünya toplumu, yani sosyalizm.
Bugün sizlere, Bağımsız Maden-İş’in önderlik ettiği madenci mücadelelerini yakından izleyen, baskılara ve gözaltılara karşı birçok kez destek açıklaması yapan Amerikalı otomotiv işçisi Will Lehman’ın selamlarını da getiriyorum. Lehman, ABD’de bir milyondan fazla üyesi bulunan Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının başkanlığına aday olan sosyalist bir işçidir. “Sendikal bürokrasiyi kaldıralım, yetki ve iktidar tabandaki işçilere” diyerek mücadele eden Lehman, bunun küresel ölçekte örgütlenmiş şirketlere ve hükümetlere karşı bir mücadele olduğunun bilinciyle, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı adlı örgütün önde gelen üyelerinden biridir.
Madenci yoldaşlar, dostlar, Tahir Çetin ve Ali Faik İnter bize, sizlere, acı ve üzüntü kadar bu mücadeleyi işçi sınıfı içinde geliştirip ilerletme sorumluluğunu da bıraktılar. Onların anısını en iyi, işçi iktidarı ve sosyalizm mücadelesini yükselterek yaşatabiliriz.
İşçi sınıfının bu iki yiğit evladının anısı, işçilerin sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya mücadelelerinde yaşayacak.
Kendilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Ulaş Sevinç
Daha fazlasını okuyun
- Özşen Madencilik işçilerine silahlı saldırı: Sınıf mücadelesi şiddetleniyor
- Doruk Madencilik direnişinin dersleri
- Başaran Aksu’ya ve tüm işçi sınıfı tutsaklarına özgürlük!
- Will Lehman’ın UAW başkanlığına aday gösterilmesi: Taban iktidarı için mücadelede bir kilometre taşı
- Taban isyanı ve işçi sınıfının birliği
