Başaran Aksu’ya ve tüm işçi sınıfı tutsaklarına özgürlük!

Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal Genel Başkanı Ulaş Sevinç, Umut-Sen ve Bağımsız Maden-İş önderi Başaran Aksu’nun tutuklanması üzerine bir video açıklama yayınladı. Aşağıda videoyu ve konuşma metnini yayınlıyoruz.

Loading Tweet ...
Tweet not loading? See it directly on Twitter

Umut-Sen ve Bağımsız Maden-İş önderi Başaran Aksu 9 Nisan Perşembe günü hukuksuzca tutuklandı.

Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal olarak, bu tutuklamanın tüm işçi sınıfına yönelik bir gözdağı olduğunun altını çiziyor ve bunu reddediyoruz.

Tüm işçileri, Başaran Aksu’yu, tutuklu Birtek-Sen lideri Mehmet Türkmen’i, tutuklu Akbelen Ormanı direnişçisi Esra Işık’ı ve tüm diğer işçi sınıfı tutsaklarını savunmaya ve serbest bırakılmalarını talep etmeye çağırıyoruz.

Yaklaşan 1 Mayıs’ta işçilerin ana sloganlarından biri İran’a karşı emperyalist savaşa hayır olmalıysa, bir diğeri de işçi sınıfı tutsaklarına özgürlük olmalıdır!

Başaran Aksu, tıpkı Mehmet Türkmen gibi, egemen sınıfın işçi sınıfına karşı son derece bilinçli bir saldırısı doğrultusunda tutuklandı.

Tutuklanmalarının nedeni, işçi sınıfının vahşice sömürülmesini, bu sömürüyle elde edilen haksız serveti ve bu kapitalist sömürü ilişkilerini koruyup sürdürmeye yönelik sınıf egemenliği yapısını teşhir etmiş olmalarıdır. Onlar bu sömürü düzenine karşı gelişmekte olan bağımsız işçi hareketinde oynadıkları rolden dolayı tutuklandılar.

Bu işçi önderleri, hâkim sendika bürokrasisinin aksine, devletin ve şirketlerin bir uzantısı gibi davranmıyorlar. Yeniden gelişmekte olan işçi hareketinin ilk adımlarına önderlik ettikleri için bir tehdit olarak görülüyorlar. DİSK de dahil sendika konfederasyonları bu saldırıları görmezden gelerek aslında fiilen onaylıyor ve suç ortaklığı yapıyorlar.

Bu tutuklama ve baskı dalgasının son aylarda yoğunlaşması tesadüf değil. Bu dönemde, fiili grevler dahil sınıf mücadelelerinde önemli bir yükseliş meydana geldi. Migros Depo işçileri, Antep’teki tekstil işçileri, İzmir’deki Polyak madencileri ve başka önemli mücadeleler verildi. Bu mücadelelerde Başaran Aksu ve Mehmet Türkmen egemen sınıf için rahatsız edici bir rol oynadılar.

Aynı zamanda Türkiye’nin NATO müttefiki ABD, İsrail ile beraber İran’a karşı emperyalist saldırı savaşını başlattı. Artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı içindeki halkın ezici çoğunluğu, anketlere göre yüzde 90’dan fazlası İran’a karşı bu haksız savaşa karşı çıkarken, hükümet halkın iradesine tamamen aykırı bir tutum aldı ve saldırıya uğrayan İran’ın kendini savunmasını bile kınadı.

Halkın ezici çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının emperyalist savaşa ve kapitalist oligarşinin artan sömürüsüne ve zenginleşmesine yönelik tutumu ile hükümetin bu konulardaki tutumu birbirine taban tabana zıttır. İşçi sınıfının bağımsız örgütlenmesine ve harekete geçmesine, demokratik haklara artan saldırının arkasında işte bu sınıfsal uzlaşmazlık yatmaktadır.

Bunun çözümü; hükümete reform çağrısı yapmak veya ilk seçimde yine emperyalizme göbekten bağlı kapitalist oligarşiyi temsil eden bir başka hükümeti seçmek değildir. Düzen partileri, doğaları gereği, halkın ezici çoğunluğunun acil sosyal ve demokratik sorunlarını çözemezler. Çünkü bu, kapitalist oligarşinin servetini, iktidarını ve emperyalizmle olan bağını hedef almayı gerektiriyor. Yani, işçi iktidarı ve uluslararası sosyalizm için mücadeleyi gerektiriyor. Bu mücadelede Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılın!

Loading