Berlin eyalet seçimi: Sol Parti’nin baş adayı Eralp, partisinin Gazze mitingine karşı sağcı medya kampanyasının safında yer aldı

Almanca makale 31 Ağustos 2026’da yayımlandı.

Sol Parti’nin (Die Linke) Berlin’de Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) daha sol bir politika izleyeceğini umanların, bu beklentinin boş olduğunu görmek için seçim gününü beklemelerine gerek yok.

Hafta sonu, bir seçim mitinginde rapçi Dahabflex’in Gazze’deki soykırıma karşı bir şarkı seslendirmesinin ardından, partinin Neukölln ilçe örgütüne karşı sağcı bir medya linç kampanyası başlatıldı. Partinin baş adayı Elif Eralp ve Sol Parti Berlin eyalet eş başkanı Kerstin Wolter, kendi partilerini savunmak bir yana, bu linç kampanyasına katıldılar. İkili, egemen sınıf nezdindeki güvenilirliklerini kanıtlamak için ellerinden geleni yapıyor.

Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp [Photo by Die Linke Berlin]

Sol Parti Neukölln ilçe örgütü, cumartesi akşamı Herrfurthplatz’da “Kapitalizme Öfke” sloganıyla bir seçim mitingi düzenledi. Mitinge yaklaşık bin kişi katıldı. Berlin Eyalet Meclisi ve ilçe meclisi (BVV) adaylarının konuşmalarının yanı sıra müzisyenler de sahne aldı; bunlar arasında rapçi Dahabflex de vardı.

Etkinliğin sonlarına doğru Dahabflex, “Soykırımı Durdurun” adlı şarkısını seslendirdi. Şarkının sözleri arasında “Yallah, yallah, intifada” ve “IDF’ye ölüm” dizeleri de yer alıyor. Şarkının bir başka bölümünde ise “Biz antisemit değiliz. Milyonlarca insan yerinden edildi. Bu yüzden barış talep ediyoruz” deniyor. Ancak bu, siyasetçilerin ve medyanın öfkeli bir linç fırtınası koparmasını engellemedi.

Berlin’in önde gelen günlük gazetelerinden Tagesspiegel “açık Yahudi düşmanlığı”ndan söz ederken, sansasyon gazetesi Bild olayı “İsrail’e karşı şiddet çağrısı” olarak nitelendirdi. CDU’nun baş adayı Stefan Evers, Berlin Sol Parti’sindeki antisemitizmin “artık bir istisna değil, siyasi sisteminin bir parçası” olduğunu ilan etti. Yeşiller siyasetçisi Werner Graf Sol Parti’yi “şiddet kışkırtmakla” suçlarken, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) baş adayı Steffen Krach da Sol Parti’yi “İsrail’e yönelik nefrete platform sağlamakla” itham etti.

Gazze’deki soykırımın başlamasının üzerinden üç yıl geçmişken, bu tür uydurma karalamalar yeni bir şey değil. Emperyalist güçlerin savaş politikasını sorgulamaya cüret eden herkes, bu bir soykırıma yönelik iki satırlık bir eleştiriden ibaret olsa bile, derhal hedef tahtasına oturtuluyor.

Gerçekten sol bir parti, bu sağcı kampanyaya karşı durur ve “antisemitizm” ile “şiddet” yönündeki sahte suçlamaları çürütürdü. Sol Parti ise tam tersini yapıyor. Kendi seçim mitinginin arkasında durmak yerine, düzen siyasetçilerinin ve medyanın yürüttüğü sağcı kampanyanın safına geçiyor.

Sol Parti’nin seçimdeki baş adayı Elif Eralp, rapçinin performansını “mümkün olan en sert ifadelerle” kınadı. Eralp, “Şiddet çağrıları ve insanların öldürülmesine yönelik çağrılar kesinlikle kabul edilemez” dedi. Neukölln ilçe örgütünden, “böyle bir ihlalin nasıl yaşanabildiğini aydınlatmasını ve bunun sonuçları olmasını” beklediğini söyledi. Eyalet eş başkanı Kerstin Wolter de sözler karşısında “çileden çıktığını” söyleyerek yaptırım talep etti.

Sol Parti Neukölln ilçe yönetim kurulu sözcüsü Hermann Nehls ise Dahabflex’in performansını savundu. Nehls, Berliner Zeitung’a yaptığı açıklamada, rapçinin “savaşa ve soykırıma karşı, barıştan yana ve antisemitizme karşı net bir tavır aldığı” için davet edildiğini söyledi. Şarkının “asıl programın bir parçası olmadığını” ve “kendiliğinden” seslendirildiğini belirtti. Nehls, “Şarkı sözlerinden yola çıkarak bizi şiddet çağrısı yapmakla suçlamak, apaçık bir seçim kampanyası manevrasıdır” dedi. Buna rağmen, o akşamla ilgili bir “iç değerlendirme” yapılacağı sözünü verdi.

Dahabflex ise suçlamaları reddetti ve söyleyecek söz bulamadığını yazdı. Rapçi, etkinliğin bağlamından koparılarak iki dizeye indirgendiğini belirtti ve sivillerin öldürülmesi çağrısında hiçbir zaman bulunmadığını vurguladı.

Bu olay, Sol Parti için tipiktir. Elif Eralp’in kendisine örnek aldığını söylediği New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de seçim kampanyası boyunca zaman zaman İsrail hükümetine yönelik sert eleştirilerle öne çıkmaya özen göstermişti. Ancak bu, seçildikten sonra Beyaz Saray’a gidip Trump’la görüşmesine engel olmadı; Mamdani orada Trump’la son derece iyi anlaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu New York’a ayak basması halinde tutuklatacağı yönündeki vaadi ise verildiği hızla rafa kaldırıldı.

Sol Parti, sağcı politikasını açığa vurmak için seçimi bile beklemiyor. Parti, soykırımı en başından beri destekledi ve bu politikayı mevcut seçim kampanyasında da sürdürüyor. Daha Ekim 2023’te, Federal Meclis’te (Bundestag) oybirliğiyle kabul edilen ve İsrail’le dayanışmayı ifade eden bir kararı destekledi. 2025’te Trump’ın Gazze’ye yönelik katliamcı sömürge planını alkışladı. Aynı yıl, Federal Konsey’de (Bundesrat) 1 trilyon avroluk savaş kredilerine onay verdi.

Partinin şimdi “şiddet kışkırtma” diye damgalayıp kınadığı şey, yani yasadışı İsrail işgaline karşı Filistinli kitlelerin ayaklanması olan intifadaya atıfta bulunan sloganlar, hangi tür şiddeti reddettiğini açıkça ortaya koyuyor. Sol Parti’nin, Alman emperyalizminin milyarlarca avroluk yeniden silahlanma programıyla hiçbir sorunu yok. 70 binden fazla Filistinliyi öldüren ve 2 milyon insanın geçim kaynaklarını yok eden İsrail ordusunun şiddetiyle de hiçbir sorunu yok. Ancak Filistinli işçiler ve gençler buna karşı mücadele ettiğinde, çizgiyi orada çekiyor.

Sol Parti sınıfsal karakterini bundan daha açık biçimde gösteremezdi. Parti, egemen sınıfın politikalarına muhalefet etmiyor; tüm temel meselelerde Alman emperyalizmini destekliyor. “Uygun fiyatlı konut” üzerine zaman zaman dile getirdiği sol tınılı sözler, yalnızca radikalleşen deneyimsiz seçmenleri yanıltmaya yarıyor. Hükümete girdiği anda ise sosyal ve pasifist söylemlerini bir kenara bırakıyor.

Neukölln ilçe örgütü bu noktada sol bir örtü işlevi görüyor. “Soykırıma karşı” afişler asıyor ve muhalif seslere platform sağlıyor. Bu yolla, Sol Parti içinde yeterli baskı uygulandığı takdirde üstünlüğü ele geçirebilecek bir “sol kanat” bulunduğu yanılsamasını beslemeye çalışıyor.

Oysa gerçekte, egemen sınıfa güvenilirliğini defalarca kanıtlamış bir parti ve baş aday için kampanya yürütüyor. Kendi ilçe örgütüne yönelik saldırıda Bild’in ve CDU’nun yanında yer alan Eralp’in, belediye başkanı olarak Kızıl Belediye Binası’na (Rotes Rathaus) girmesi halinde neler yapacağını kestirmek zor değil.

Sağcı siyaset, Sol Parti’nin DNA’sında var. Parti, eski Doğu Almanya’daki Stalinist devlet partisinin halefidir. O parti, orada işçi sınıfını ezmiş ve sonunda kapitalizmi yeniden tesis etmişti. O zamandan bu yana Sol Parti, kapitalizmin istikrara kavuşturulmasında merkezi bir rol oynadı.

Sosyalist Eşitlik Partisi (SGP), Sol Parti’nin ve diğer tüm kapitalist partilerin sağcı politikalarına karşı çıkmak için Berlin eyalet seçimlerine katılıyor. İşçi sınıfı içinde bir hareket inşa ediyoruz. Bu hareketin amacı kapitalizmi birkaç reformla kurtarmak değil, onu devirerek sosyalist bir toplum inşa etmektir.

Bu perspektifi paylaşan herkese çağrıda bulunuyoruz: Seçim kampanyamızı destekleyin ve SGP’ye katılın!

Loading